MUHARREF TEVRAT’TA SEÇİLMİŞ IRK VE BU IRKIN BAŞKA MİLLETLERE BAKIŞI

Aşağıda Muharref (değiştirilmiş) Tevrat’tan alıntılar yapılmıştır. Alıntılara hiçbir yorum eklenmeden olduğu gibi alınmıştır.  Bunları okuyunca başta Filistin Lübnan olmak üzere dünyanın bugünkü sosyal, siyasal, ekonomik ve insanlık dramları açısından Yahudi’lerin rolü  daha iyi anlaşılacaktır. Ve İsrail’in Filistin’de yaptığı katliamı neye göre yaptığı daha iyi anlaşılacaktır. Velhasıl; bunlardan, İsrail’in,  muharref  Tevrat’ta “vaat edilen topraklar”ın sınırlarını  çizmeye çalıştığı anlaşılacaktır. Zaten İsrail Bayrağı’nda ki alt ve üst mavi çizgiler Arz-ı Mev-ud (Vaad edilmiş toprakları işaret etmektedir. Bu topraklar Nil Nehri ile Fırat Nehri arasında bulunan topraklardır.  İsrail Parlemento Binası içinde duvarda bir harita; ve üzerinde Nil’den Fırat’a yazılıdır. Onun için İsrail’in sınırları yoktur. 1948 yılında kurulduğundan beri devamlı yayılmacı ve işgalci bir politika izlemektedir. Osmanlı İmparatorluğu’nu yıkan içteki ve dıştaki Yahudi ve Mason Komiteleri’nin asıl hedefleri Filistin’de bir Yahudi devleti kurmaktı. Buna zemin hazırlanması için de Osmanlı’dan kopan Orta Doğu topraklarında sınırları cetvelle çizilmiş ihtilaflı bölgeler meydana getirerek bir birleri ile problemli sûni Arap devletleri oluşturdular. Başlarına da dolaylı veya dolaysız Siyonizm’in uşaklığını yapacak tipte kişileri yerleştirdiler. Böylece günümüzde, asırlar önce kendi isteklerine göre değiştirerek yazdıkları Tevrat’taki senaryoyu uygulama safhasına koydular.

İşte muharref Tevrat’tan alıntılar ;

1.      Avram (İbrahim) ülke boyunca Şekem’deki More meşesine kadar ilerledi. O günlerde  orada Kenanlıar (Fenikeliler- şimdiki Filistin, Ürdün, Irak) yaşıyordu.  RAB Avram’a görünerek, “Bu toprakları senin soyuna vereceğim” dedi. (Yaratılış  sh. 13)

2.      Lut Avram’dan  ayrıldıktan sonra, RAB Avram’a “Bulunduğun yerden kuzeye, güneye, doğuya, batıya dikkatle bak” dedi, “Gördüğün bütün toprakları sonsuza dek sana ve soyuna vereceğim.” (Yaratılış  sh:14)

3.      O gün RAB Avram’la antlaşma yaparak ona şöyle dedi: ”Mısır Irmağı’ndan (Nil   Nehri)  büyük Fırat Irmağı’na kadar uzanan bu toprakları  – Ken, Keniz, Kadmon, Hitit, Periz, Refa, Amor,  Kenan, Girgaş ve Yevus topraklarını- senin soyuna vereceğim.” (Yaratılış   sh:16)  

4.      RAB Avram’a “Bir yabancı olarak yaşadığın toprakları, bütün Kenan ülkesini   sonsuza dek mülkünüz olmak üzere sana ve soyuna vereceğim. Onların Tanrısı olacağım.” (Yaratılış  sh: 17)

5.      RAB Avram’a “Soyun düşmanlarının kentlerini mülk edinecek. Soyunun aracılığıyla  yeryüzündeki bütün uluslar kutsanacak. Çünkü sözümü dinledin” (Yaratılış  sh: 24)

6.      “Ben seninle olacak, seni kutsayacağım: Bütün bu toprakları (Nil ve Fırat Irmağı arası) sana ve soyuna vereceğim. Baban İbrahim’e ant içerek verdiğim sözü yerine

getireceğim.”  (Yaratılış sh: 30)

7.      Yakup yaklaşıp babasını öptü. Babası onun giysilerini kokladı ve kendisini     utsayarak  şöyle dedi : “ İşte oğlumun kokusu.  Sanki RAB’bin kutsadığı kırların kokusu. Tanrı sana göklerin çiyinden  ve yerin verimli topraklarından bol buğday ve yeni şarap versin. Halklar sana kulluk etsin. Uluslar boyun eğsin. Kardeşlerine egemen ol, kardeşlerin sana boyun eğsin. Sana lanet edenlere lanet olsun. Seni kutsayanlar kutsansın.” (Yaratılış sh: 32 )

8.      “Gideceğin her yerde seni  koruyacak  ve bu topraklara geri getireceğim.”

9.      Yakup’un oğullarından ikisi  -Dina’nın kardeşleri Şimon’la Levi- kılıçlarını kuşanıp kuşku uyandırmadan kente girip bütün erkekleri kılıçtan geçirdiler. Hamor’la oğlu Şekem’i de öldürdüler. Dina’yı Şekem’in evinden alıp gittiler. Sonra Yakup’un bütün oğulları cesetleri soyup kenti yağmaladılar. (Yaratılış sh: 43)

10.  “RAB size ve atalarınıza ant içerek verdiği gibi sizi Kenan (Filistin) topraklarına getirecektir.” (Mısır’dan çıkış  sh: 83)

11.  Kutsal konutunun yolunu göstereceksin gücünle onlara. Uluslar duyup titreyecekler, Filist (Filistin) halkını dehşet  saracak. Edom beyleri korkuya kapılacak,  Moav önderlerini titreme alacak,  Kenan’da yaşayanların tümü korkudan eriyecek. Korku ve dehşet düşecek üzerlerine, Senin halkın geçinceye dek, ya RAB,   Sahip olduğun bu halk (İsrailoğulları) geçinceye dek, Bileğinin gücü karşısında taş kesilecekler.  (Mısır’dan çıkış   sh: 86)

12.  RAB Musa’ya, “ Bunu anı  olarak kayda geç” dedi, “Yeşu’ya da söyle, Amalekliler’in  adını yeryüzünden büsbütün sileceğim.” (Mısır’dan çıkış sh:89)

13.  Musa Tanrı’nın huzuruna çıktı. RAB dağdan kendisine seslendi: “Yakup soyuna, İsrail halkına şöyle : Mısırlılar’a ne yaptığımı, sizi nasıl kartal kanatları üzerinde taşıyarak  yanıma getirdiğimi gördünüz. Şimdi sözümü dikkatle dinler, antlaşmama uyarsanız, bütün uluslar içinde  öz halkım olursunuz. Çünkü yeryüzünün tümü benimdir. Siz benim için  kâhinler krallığı, kutsal ulus olacaksınız.” (Mısırdan çıkış sh: 90-91)

14.  “Dehşetimi önünüzden gönderecek, karşılaşacağınız bütün halkları şaşkına çevireceğim. Düşmanlarınız önünüzden kaçacak.” (Mısırdan çıkış sh: 97)

15.  “Sınırlarınızı Kızıldeniz’den Filist Denizi’ne, çölden Fırat Irmağı’na (Fırat’ın doğduğu yere kadar)  kadar genişleteceğim. Ülke halkını elinize teslim edeceğim. Onları önünüzden kovacaksınız. Onlarla ya da ilahlarıyla antlaşma yapmayacaksınız. Onları ülkenizde barındırmayacaksınız. Yoksa bana karşı günah işlemenize  neden olurlar. İlahlarına taparsanız, siz tuzak olur. (Mısırdan çıkış  sh: 97)       

16.  RAB Musa’ya, “Buradan git” dedi, “Sen ve Mısır’dan çıkardığın halk İbrahim’e, İshak’a, Yakup’a, “ Orayı senin soyuna vereceğim” diye ant içtiğim topraklara gidin. (Mısırdan çıkış sh: 110)

17.  “Bugün sana verdiğim buyruğu tut. Amor, Kenan, Hitit, Periz, Hiv ve Yevus halklarını senin önünden kovacağım. Gideceğin ülkedeki insanlarla antlaşma yapmaktan kaçın. Onların sunaklarını (ibadethane) yıkacak, dikili taşlarını parçalayacak,  Aşere putlarını keseceksiniz” (Mısırdan çıkış  sh: 111)

18.  “Önünüzden kovacağım ulusların törelerine  göre yaşamayacaksınız. Çünkü onlar bütün bu kötülükleri yaptılar. Bu yüzden onlardan nefret ettim. Oysa, siz onların topraklarını sahipleneceksiniz. Bal ve süt akan bu ülkeyi size mülk olarak vereceğim, dedim. Sizi öteki uluslardan ayrı tutan Tanrınız RAB benim.” (Levililer  sh : 148) 

19.  “Köleleriniz, cariyeleriniz  çevrenizdeki uluslardan olmalı  Onlardan uşak ve cariye satın alabilirsiniz. Ayrıca aranızda yaşayan yabancıların çocuklarını, ister ülkenizde doğmuş olsun ister olmasın, satın alıp onlara sahip olabilirsiniz. Onları miras olarak çocuklarınıza bırakabilirsiniz. Yaşamları boyunca size kölelik edecekler. Ancak  bir İsrailli kardeşine efendilik etmeyecek, sert davranmıyacaksın.” (Levililer sh: 155)

20.  Kenan Ülkesinin Sınırları

RAB Musa’ya şöyle dedi:

“İsraillliler’e   de ki; ‘Mülk olarak size düşecek Kenan ülkesine girince, sınırlarınız şöyle olacak:

“Güney sınırınız Zin Çölü’nden Edom sınırı boyunca uzanacak. Doğuda,  güney        sınırınız Lut Gölü’nün  ucundan başlayacak, Akrep Geçidi’nin güneyinden Zin’e geçip Kadeş – Barnea’nın güneyine dek uzanacak. Oradan Hasar – Addar’a ve Asmon’a,  oradan da Mısır Vadisi’ne uzanarak Akdeniz’de son bulacak.

“Batı sınırınız Akdeniz ve kıyısı olacak. Batıda sınırınız bu olacak.

“Kuzey sınırınız Akdeniz’den Hor Dağı’na dek uzanacak. Hor Dağı’ndan Levo- Hamat’a, oradan Sedat’a, Zifron’a doğru uzanarak  Hasar – Enan’da son bulacak. Kuzeyde sınırınız bu olacak.

“Doğuda sınırınız Hasar – Enan’dan  Şefam’a dek uzanacak. Sınırınız Şefam’dan   Ayin’in doğusundaki Rivla’ya dek inecek. Oradan Kinneret Gölü’nün (Celile Gölü) doğu kıyısındaki yamaçlara dek uzanacak. Oradan Şeria Irmağı boyunca uzanacak ve Lut Gölü’nde son bulacaktır. Her yandan ülkenizin sınırları bu olacaktır.”

Musa İsrailliler’e, “Miras olarak kurayla paylaştıracağınız ülke budur” dedi. (Çölde sayım sh: 211-212)

21.  “Rabbınız el attığınız her işte sizi kutsadı” (Yasanın tekrarı  sh: 218)

22.  “Haydi kalkın ! Arnon Vadisi’nden  geçin! İşte Heşbon Kralı Amorlu Sihon’u  ve ülkesini elinize teslim ettim.  Ona saldırın ve ülkesini mülk edinmeye başlayın. Bugünden başlayarak göğün altındaki uluslara korkunuzu, dehşetinizi salacağım. Haberinizi duyunca korkuyla titreyecekler.” (Yasanın tekrarı  sh: 219)

23.  “RAB bana, ‘İşte Sihon’u ve ülkesini senin eline teslim etmeye başladım. Haydi, ülkeyi ele geçir ve mülk edinmeye başla.’ dedi.

“Tanrımız RAB onu elimize. Onu, oğullarını ve bütün halkını yok ettik. Bütün kentlerini ele geçirdik, hepsini yok ettik. Kadın, erkek, çocuk, kimseyi sağ bırakmadık. Tanrımız RAB hepsini elimize teslim etti.”  (Yasanın tekrarı  sh: 219)

24.  “Bundan sonra dönüp Başan’a doğru ilerledik.”  “Böylece Tanrımız RAB, Başan Kralı Og’u ve halkını da elimize teslim etti. Hiçbirini sağ bırakmadan hepsini yok ettik. Bütün kentlerini ele geçirdik. Heşbon Kralı Sihon’a yaptığımız gibi hepsini yok ettik. Her kenti, kadın, erkek ve çocuklarla birlikte, tümüyle yok ettik. Hayvanlara ve kentlerdeki mallara ise el koyduk.”  (Yasanın tekrarı  sh: 220)

25.  “Şimdi, ey İsrail, size öğrettiğim kurallara, ilkelere kulak verin. Onlara sımsıkı bağlanın. Çünkü ne denli bilge ve anlayışlı olduğunuzu uluslara bunlar gösterecek. Bu kuralları duyunca, uluslar, ‘Bu büyük ulus gerçekten bilge ve anlayışlı bir halk !’ diyecek. Tanrımız RAB her çağırdığımız da bize yakın olur. Tanrısı kendine böylesine yakın olan başka bir büyük ulus var mı?  Bugün  size verdiğim bu yasa gibi adil kuralları, ilkeleri olan başka bir büyük ulus var mı?  (Yasanın tekrarı  sh: 221)

26.  “Tanrınız RAB mülk edinmek üzere gideceğiniz ülkeye sizi götürdüğünde, önünüzden bir çok ulusu – Hititler’i,  Girgaşlılar’ı,  Amorlular’ı,  Kenanlılar’ı,  Perizliler’i,  Hivliler’i  (Yasanın tekrarı  sh: 226) ,  Yevuslular’ı, sizden daha büyük ve daha güçlü yedi ulusu- kovacak. Tanrınız RAB bu ulusları elinize teslim ettiğinde, onları bozguna uğrattığınızda, tümünü yok etmelisiniz. Bu uluslarla antlaşma yapmayacaksınız, onlara acımayacaksınız.” “Siz Tanrınız RAB için kutsal bir halksınız. Tanrınız RAB, öz halkı olmanız için, yeryüzündeki bütün halklar arasından sizi seçti.” (Yasanın  tekrarı  sh: 227)

27.  RAB her türlü hastalığı sizden uzaklaştıracak. Mısır’da gördüğünüz korkunç hastalıklardan hiçbirini size vermeyecek. Bütün bu hastalıkları sizden  nefret edenlere verecek. Tanrınız RAB’bin elinize teslim edeceği halkların tümünü yok edeceksiniz. Onlara acımayacaksınız.”

28.  “Tanrınız RAB onları elinize teslim edecek ve hepsi yok oluncaya dek onları şaşkına çevirecek. Krallarını elinize teslim edecek;  adlarını göğün altından sileceksiniz. Onları yok edene  dek kimse size karşı duramayacak.”  (Yasanın tekrarı  sh: 228)

29.  “Öyleyken RAB atalarınızı sevdi, onlara bağlandı.  Bugün olduğu gibi, onların soyu olan sizleri bütün halkların arasından seçti.  Yüreklerinizi RAB’be adayın bundan böyle dik başlı olmayın” (Yasanın tekrarı sh: 231)

30.  “Tanrınız RAB’bi sever yollarında yürür, O’na bağlı kalırsanız, RAB bu ulusların tümünü önünüzden kovacak. Sizden daha büyük, daha güçlü ulusların topraklarını mülk edineceksiniz. Ayak basacağınız her yer sizin olacak. Sınırlarınız çölden Lübnan’a, Fırat Irmağı’ndan Akdeniz’e kadar uzanacak. Tanrınız RAB, size verdiği söz uyarınca, ayak basacağınız her yere dehşetinizi, korkunuzu saçacaktır.”                     

31.  “Tanrınız RAB’bin yaşamanız için size vereceği kentlerin birinde, içinizden kötü kişiler çıktığını  ve, ‘Haydi, bilmediğimiz başka ilahlara tapalım’ diyerek yaşayan insanları saptırdığını duyarsanız, araştıracak, inceleyecek, iyice soruşturacaksınız. Duyduklarınız gerçekse ve bu iğrenç olayın aranızda yapıldığı kanıtlanırsa, o kentte yaşayanları kesinlikle kılıçtan geçireceksiniz. Kenti yok edip orada yaşayan bütün halkı ve hayvanları kılıçtan geçireceksiniz. Yağmalanan malların tümünü toplayıp meydanın ortasına yığın. Kenti ve malları Tanrınız RAB’be tümüyle yakmalık sunu olarak yakın.” (Yasanın tekrarı  sh: 235)

32.  “Siz Tanrınız RAB’bin çocuklarısınız. Tanrınız RAB için kutsal bir halksınız. RAB öz halkı olmanız için yeryüzündeki bütün halkların arasından sizi seçti.” (Yasanın tekrarı sh: 235)

33.  “Tanrınız RAB verdiği söz uyarınca sizi kutsayacak. Siz birçok ulusa ödünç vereceksiniz, ama siz ödünç almayacaksınız. Siz birçok ulusu yöneteceksiniz, ama onlar sizi yönetmeyecek.”   (Yasanın tekrarı sh: 237)

34.  “Adıma konuşan peygamberin ilettiği sözleri dinlemeyeni ben cezalandıracağım. Ancak, kendisine buyurmadığım bir sözü benim adıma söylemeye kalkışan ya da başka ilahlar adına  konuşan peygamber  öldürülecektir.”  (Yasanın tekrarı sh: 241)

35.  “Bir kente saldırmadan önce, kent halkına barış önerin. Barış önerinizi benimser, kapılarını size açarlarsa, kentte yaşayanların tümü sizin için angaryasına çalışacak, size hizmet edecekler. Ama barış önerinizi geri çevirir, sizinle savaşmak isterlerse, kenti kuşatın. Tanrınız RAB kenti elinize teslim edince, orada yaşayan bütün erkekleri kılıçtan geçirin. Kadınları, çocukları, hayvanları ve kentteki her şeyi yağmalayabilirsiniz. Tanrınız RAB’bin size verdiği düşman malını kullanabilirsiniz. Yakınınızdaki uluslara ait olmayan sizden çok uzak kentlerin tümüne böyle davranacaksınız.

36.  “Ancak Tanrınız RAB’bin miras olarak size vereceği bu halkların kentlerinde soluk alan hiçbir canlıyı yaşatmıyacaksınız. Tanrınız RAB’bin size buyurduğu gibi, onları –Hitit, Amor,  Kenan,  Periz, Hiv ve Yevus halklarını- tümüyle yok edeceksiniz.” (Yasanın tekrarı sh: 242-243)

37.  “Bugün RAB, size verdiği söz uyarınca, öz halkı olduğunuzu açıkladı. Bütün buyruklarına uyacaksınız. Tanrınız RAB sizi övgüde, ünde, onurda yarattığı bütün uluslardan üstün kılacağını, verdiği söz uyarınca kendisi için kutsal bir halk olacağınızı açıkladı.” (Yasanın tekrarı  sh: 249)

38.  RAB, kulu Musa’nın ölümünden sonra onun yardımcısı Nun oğlu Yeşu’ya şöyle seslendi: “Kulum Musa öldü. Şimdi kalk, bütün halkla birlikte Şeria Irmağı’nı geç. Size, İsrail halkına vereceğim ülkeye girin. Musa’ya  söylediğim gibi, ayak basacağınız her yeri size veriyorum.  Sınırlarınız çölden Lübnan’a,  büyük Fırat Irmağı’ndan –bütün Hitit ülkesi dahil- batıdaki Akdeniz’e kadar uzanacak. Yaşamın boyunca hiç kimse sana karşı koyamayacak.” (Yeşu sh: 265)

39.  RAB Yeşu’ya, “Korkma, yılma” dedi, “Bütün savaşçılarını yanına alıp Ay Kenti’nin üzerine yürü. Ay Kralı’nı,  halkını ve kenti bütün topraklarıyla birlikte sana teslim ediyorum.  Eriha’ya ve kralına ne yaptıysan, Ay Kenti’ne  ve kralına da aynısını yap.”  (Yeşu 7,8  sh: 273)

40.  RAB Yeşu’ya, “Elindeki palayı Ay Kenti’ne doğru uzat; orayı senin eline telsim ediyorum” dedi. İsrailliler tek canlı bırakmadan hepsini öldürdüler.  O gün Ay halkının tümü  öldürüldü. Öldürülenlerin toplamı, kadın erkek, on iki bin kişiydi. Yeşu kentte yaşayanların tümü yok edilinceye dek pala tutan elini indirmedi. Ardından Yeşu  Ay Kenti’ni ateşe verdi, yakıp yıkıp viraneye çevirdi.   

41.  Amorlu beş kral kaçıp Makke’daki bir mağarada gizlenmişlerdi. Sonra Yeşu adamlarına,(İsrail halkına) “Mağaranın ağzını açın,  beş kralı çıkarıp bana getirin” dedi. Onlar da beş kralı –Yeruşalim,  Hevron, Yarmut, Lakiş ve Eglon krallarını- mağaradan çıkarıp Yeşu’ya getirdiler. Krallar getirilince, Yeşu bütün İsrail halkını topladı. Savaşta kendisine eşlik eden komutanlara,  “Yaklaşın, ayaklarınızı bu kralların boyunları üzerine koyun” dedi. Komutanlar yaklaşıp ayaklarını kralların boyunları üzerine koydular. Yeşu onlara, “Korkmayın,  yılmayın; güçlü ve yürekli olun” dedi, “RAB savaşacağınız düşmanların hepsini bu duruma getirecek.” Ardından beş kralı vurup öldürdü ve her birini bir ağaca astı. Yeşu aynı gün Makkeda’yı aldı, kralını ve halkını kılıçtan geçirdi. Kentte tek canlı bırakmadı, hepsini öldürdü. (Yeşu 10  sh: 277-278)

42.  Yeşu İsrail halkıyla birlikte Makkeda’dan Livna’nın üzerine yürüyüp kente saldırdı. RAB kenti  ve kralını İsrailliler’in eline teslim etti. Yeşu kentin bütün halkını kılıçtan geçirdi. Tek canlı bırakmadı. (Yeşu  10  sh: 278)

43.  Bundan sonra Yeşu İsrail halkıyla birlikte Livna’dan Lakiş üzerine yürüdü. Livna’da yaptığı gibi, halkı ve kentteki bütün canlıları kılıçtan geçirdi, kimseyi sağ bırakmaksızın hepsini öldürdü. (Yeşu  10  sh: 278)

44.  Ardından Yeşu İsrail halkıyla birlikte Eglon’dan Hevron üzerine yürüyüp saldırıya geçti. Kenti aldılar, kralını,  halkını  ve köylerindeki bütün canlıları kılıçtan geçirdiler. Eglon’da yaptıkları gibi, herkesi öldürdüler, kimseyi sağ bırakmadılar. (Yeşu 10  sh: 278)

45.  Bundan sonra Yeşu İsrail halkıyla birlikte geri dönüp Devir’e saldırdı. Kralıyla birlikte Devir’i ve köylerini alıp bütün halkı kılıçtan geçirdi; tek canlı bırakmadı, hepsini öldürdü.  (Yeşu 10  sh: 278)

46.  İsrail’in Tanrısı RAB’bin buyruğu uyarınca kimseyi sağ bırakmadı, hepsini öldürdü.  (Yeşu 10,11  sh: 279)

47.  Yeşu bundan sonra geri dönüp Hasor’u ele geçirdi, Hasor Kralı’nı kılıçla öldürdü. RAB’bin kulu Musa’nın buyruğu uyarınca hepsini kılıçtan geçirip yok etti. Bu kentlerdeki bütün mal ve hayvanları ganimet olarak aldılar, insanların tümünü ise kılıçtan geçirip öldürdüler,  soluk alan bir tek kişiyi esirgemediler. RAB’bin kulu Musa RAB’den aldığı buyrukları Yeşu’ya aktarmıştı. Yeşu bunlara uydu ve RAB’bin Musa’ya buyurduklarını eksiksiz yerine getirdi. (Yeşu 10,11 sh: 279)

48.  Yeşu bundan sonra Anaklılar’ın üzerine yürüdü. Kentleriyle birlikte onları tümüyle yok etti.  İsrailliler’in elindeki topraklarda hiç Anaklı kalmadı. RAB’bin  Musa’ya söylediği gibi, Yeşu bütün ülkeyi ele geçirdi ve İsrail oymakları arasında mülk olarak bölüştürdü. Böylece savaş sona erdi, ülke barışa kavuştu. (Yeşu 11,12   sh: 280)

Kaynak :  Tevrat -Kitabı Mukaddes Şirketi (1. basım, Haziran, 2002)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir